GAZİANTEP AĞZI   

 

                                                      fatihkaracanyahoo.com

 

GAZİANTEP AĞZI

Gaziantep'in tatlıları kadar "tatlı dili"de meşhurdur.Nasıl ustasının elinden çıkma baklavanın yemesine doyum olmazsa "su katılmadık Antepli'nin de konuşmasına doyum olmaz.Kelimeler ağızdan yağ gibi kayıp gider,ağzından bal akar.

Gaziantep bölgesi ağız özelliği daha çok Anadolu Türkçesi'nin etkisini taşır. Gaziantep ağzı Anadolu ve Azeri lehçelerinin kökü olan Oğuz lehçesinden ayrı bir özellik gösterir. Bölgede doğunun ve Uygur Lehçesi'nin izlerine rastlanır. Özellikle de kırsal bölgelerde ve yaşlı kesimde Gaziantep ağız özelliğini görmek mümkündür. Bazı örnekler:

Helbet (elbet), amarat ( hamarat), cenderme (Jandarma), galın (kalın), gırtasiye (kırtasiye), güçcük (küçük), eğsik (eksik), göv (gök), döven (dükkan), baalım (bakalım), yosa (yoksa), nezzet (lezzet), cannı (canlı), ossun (olsun), buuda (buğday), bakca (bahçe), yoharı (yukarı), gözel (güzel), böön (bugün) gibi.


Gaziantep ağız özelliği bu söylenişiyle Anadolu Türkçesi'nin söyleniş özelliğini taşımaktadır. Bölge ağız farklılığına örnek birkaç cümle:

Beyle beyle vahıt geçmiş.
(Böyle böyle vakit geçmiş)
Herif şaşmış, noldu avrat demiş.
(Adam şaşırmış ne oldu hanım demiş.)

 

*****

Ömer Asım Aksoy'un "Gaziantep" isimli eserinden alınmıştır.

-Be,tanıyamadım kele Hadduç Bacı,nerden geliysin?(A,Tanıyamadım ayol Hadduç Bacı Nereden geliyorsun?)

-Heç,acı şeyle bi soluk Faddum gilden hasde bellemeden geliym.(Hiç azıcık bir parça Fattumgilden hasta yoklamadan geliyorum.)

Sinemacının Halka hitabı :

(Sinemasında evvelce yangın çıkmış olan bir sinemacı,başka bir gün,yine yangın çıkıyor sanarak korkup kaçışan  ve bu sırada camları kıran halka sesleniyor)

"Bire yorum,dayım dayım yangın m'olur? Bir alov gördönüz kimi hemen gaçmıya kahıysez. Acık Beklen balım. Gırmızı lombey orıya goyan niye gomuş? O yanda nal gaçarsız.Hemin siz gaçmey de bilmeysiz. Biri öteni yitiy.öte de öteni yitiy.Taaların cemleri gırfıcerf oldu.Her dafada bi etek bellur parası veriyk. Angeslek mi yapıysız yorum? Bi şey yok dedikce ambelbeter  gaçıysez.Halbundahı gırmızı lamba yandı naal gapının yanındahılar usulladak kapıları açmalı.Urgundahı çıkmadan arhadahı  kimsey yitmemeli.Sıraynan dofdof çıkmalı."

(A birader,her zaman yangın mı olur? Bir alev gördüğünüz gibi hemen kaçmaya kalkıyorsunuz.Azıcık bekleyin bakalım.Kırmızı lambayı oraya koyan niye koymuş? O yandığı vakit kaçarsınız.Hem paşam siz kaçmayı da bilmiyorsunuz.Biri ötekini itiyor.Öteki de ötekini itiyor.Pencerenin camları hurdahaş oldu. Her defada bir etek cam parası veriyoruz.Kasten mi yapıyorsunuz? Bir şey yok dedikçe daha beter kaçıyorsunuz.Halbuki kırmızı lamba yandığı vakit kapının yanındakiler yacaşca kapıları açmalı,önündeki çıkmadan arkadaki kimseyi itmemeli.Sıra ile bölük bölük çıkmalı.  )

 GAZİANTEP AĞZI ÖRNEKLER

ANTEPLİ SEVERSE ..... GİBİ SEVER

Yüreemde Sen,elimde ganne içiym içiym olmey

Hayalin gözümün öönden getmey Bi tüllü

"Ah...! Hattuç Ah...!" deyim eşşek gibi seviym

Sumsuk vuriym döşümün tahtasına

Çook soruym Ben bea

Ben ne bok yedimde saa yahamı Gaptırdım

Ammiyn Uşakları Gayrı heç çekilmey zatı,

Hatırlameynmi Bilmeym...

Bi lan iki çif hanek edek dedik

Süllümü Damızıın süyüne dayadımda

Arişten sıyyıp hayatınıza indimdi

Makinaların altında kalasın eymi...

Nerde gördüz?

Meersem sizin uşaklar beni takip ediyleermiş

İki hanek edemeden

Beni ele aldılar,börgüme börgüme

Sumsuknan nasıda vurdular la

Gavur öldürüyeler sahım

Hele o güçcük Gardaşın yok mu

Ganne gırıynan seertmezmi  yürem azıma geldiydi

Danesi gün,gene sıvıştım sizin delize

Tagaya baktım,gene göremedim sufatını

Eve geldikten kelli düşünüym  düşünüym olmey.

Hayalimden bile çıkmeyn

Sabah gene geliym deyim gorkuym Aam

Gözümün gurdunu ayırdılar Bi kele

Bi lan görüm deym süyükten çömeliym

Zibil atmaya gelir olur ki deym

Gardaşlarınnan barabar geliyn

Bedenize Fransız topu deye

Yidikmi Lan Bacınızı Ne varda ardı sıra Geliysez?

Sen hiç Gafaa takma hattuç

Öküz kimin seviym...

Gardaşların bokumu yesin.

Sen beni sevdikten kelli Tama Fakirde olsam

Tama Masimde olsam .......................

Genede sana varırım HATTUÇ.

             NİNNİLER
 

Ninni deyip belediğim,

Al dolağı doladığım,

bir mevladan dilediğim,

Dilek kuşum sana ninni.

Dağlar dağlara kaynaşır,

Dağlarda ceylan oynaşır.

Eller güler de söyleşir,

Ben ağlarım, uyu ninni.

 

 

 

 

 

   

Ninni desem berem berem,

Dert yürekte derem derem,

Ninni deyü kime derim,

Ninni kuzum sana ninni.

Gül açılır bahar gelir,

Dilsiz kuşlar dil öğrenir.

Anasız kuzu nasıl eğlenir,

Ninni kuzum sana ninni.

 

Hu diyelim hu,

Şeytanın yüzüne tu,

Eski hamamın tası yok,

Peştamalın ortası yok,

Bu yalanın ötesi yok...

 

Ebem bana iki koz,

Biri ala biri boz,

Bindim bozun üstüne,

Gittim Halep yoluna,

Halep yolu bin pazar,

İçinde maymun gezer.

Maymun beni korkuttu,

Sağ kulağımı sarkıttı.

 

Halbur dedi,Hulbur dedi,

Şunu burdan,Kaldır dedi.

Hak hak taşı,

Altın bilezik taşı,

Senin baban yüzbaşı,

Benim babam binbaşı.

Birem birem- İken iken,

Kamış boylu, Kara diken,

Evvel altı-Elma yedi.

Sere sekiz-Dere dokuz.

 

 

 

(Ömer Asım Aksoy'un kitabından)

HELE ELİİ DOĞRULT...

Gaziantep'in Karşıyaka Semtinde bulunan Hanifi Koç'a ait kahvede bir gün semtinünlüleri Koca Muhittin ile Ördek Mamet'in (Mehmet) oturup iskambil oynadıkları sırada
içeriye kendisine sakat süsü veren bir dilenci girip Ördek Mamet'in tepesine dikilmiş ve başlamış ağlanmaya;
- "Allah rızası için şu sakat kulunuzun bir duasını alın abiler, bir sadaka verin" diyerek dilenmeye çalışıyormuş.
Ördek Mamet bir an kafasını kaldırıp dilenciye seslenmiş:
- "Hele elii doğrult, elii doğrultta vereyim" demiş.
Ördek Mamet'in para vereceğini uman ve sakatlık numarası yaptığını unutan dilenci saf saf elini doğrultmazmı, işte o an numara yaptığı ortaya çıkan dilenciyi Ördek Mamet kendi deyimiyle "İT ÖTENE KADAR" dövmüş.


DELİ GÜLLÜ

Deli Güllü(Hatice Güllü) Gaziantep'in ünlü baklavacısı Halit Güllüoğlu'nun kızkardeşi olup, kendisi uzun yılar Gaziantep Ticaret Lisesinde İngilizce öğretmenliği yapmış birisidir. Kimseden çekinmeyen, bildiğini en açık bir şekilde ifade eden, yardımsever ve öğrencileri için hiçbir şeyi yapktan geri kalmayan ve bu sebeple Vali dahil olmak üzere herkesin saygı duyduğu, kendisi öğrencilerini çok sevmesine rağmen öğrencilerin sertliğinden dolayı çekindiği birisidir. Hatice Hocamızın bir başka özelliği ise makamı, mevkii ne olursa olsun, hatta eski bir öğrencisi bakan dahi olsa eğer o kişiyi seviyorsa o öğrencisine "Eşşek" diye hitap eder.
Bir gün derste kendisinin çok sevdiği Arkadaşım şu sıralar Ziylan Holding Genel Müdürü olan Fikret Şerafettinoğlu'na derste "Eşşek" diye hitap etmişti. Bu sözlere alışkın olmayan, utangaç ve utandığı zaman kıp kırmızı kızaran bu arkadaşımız kızarmış bir halde Hocamıza;
- " Hocam ne olur, bana eşşek demeyin" dedi.
Hocamız ise ona;
- "Siz şu eşşeğin yediği naneye bakın, siz şu eşeğin yediği naneye bakın, ulan ben sadece sevdiklerime eşşek derim, sevmediklerime demem" demiş ve sınıfı gülmekten kırıp geçirmişti. Kendisine sonsuz saygılar.

 

 

- Ye köteği, ver ceremeyi ben arkanda duruyom,
- Et diye kaptım balcan börkü çıktı,
- Ne yer ne yedirir, tükürür murdar eder,
- Avrat malı kapı mandalı,
- Yola çıkan yol alır, erken evlenen döl alır,
- Bıyığın uzunsa borazan çal,
- İt iti yemiş kuyruğuna gelince bizim it demiş,
- Kudurasında etine düşesin,
- Kırkından sonra azana defar olmaz,
- Gönül istemedik aş, ya karın ağrıtır ya baş,
- Bitli baklanın kör alıcısı olur,
- Ata dost gibi bakıp, düşman gibi binmeli,
- Toprak diye avuçladığın altın olsun,
- Yurdun yuvan dağılsın,
- Oğlan olsun, deli olsun, ekmek olsun, kuru olsun,
- Paranın gittiğine bakma, işinin bittiğine bak,
- Parası olanın, balı Bağdat'tan gelir,
- Sen ağa, ben ağa, bu ineği kim sağa,
- Babanın sinine nur yağa,
- Allah sana dünyada tad aldırmaya,
- Canından, ciğerinden bulasın,


OLUR AAM

Kalabalık bir ortamda bir kişi Antepli'nin birine şöyle demiş:
- "Beş dakika içindeki konuşman sırasında "Aam" deme sana apartman dairesi vereyim" demiş.
Antepli hemen hazır cevap;
- "Olur aam vallahi demem" demiş.


CULHA

Büyük bir devlet yetkilisinin biri Gaziantep'i ziyaret ediyormuş. Elbisesi pamuk kalıntıları ile dolu bir adamı görünce sormuş;
- Adın ne senin?
- Culha Mehmet..
- Ne iş yaparsı?
- İkisini birden söyledik yaa.. Demiş.

Öğretmenweb ][ Site Editörü Fatih KARACAN....      © Her Hakkı Saklıdır...  


 

Anasayfa