|
GAZİANTEP AĞZI
Gaziantep'in tatlıları kadar "tatlı dili"de meşhurdur.Nasıl ustasının elinden
çıkma baklavanın yemesine doyum olmazsa "su katılmadık Antepli'nin de
konuşmasına doyum olmaz.Kelimeler ağızdan yağ gibi kayıp gider,ağzından bal
akar.
Gaziantep bölgesi ağız
özelliği daha çok Anadolu Türkçesi'nin etkisini taşır.
Gaziantep ağzı Anadolu ve Azeri lehçelerinin kökü olan Oğuz lehçesinden ayrı
bir özellik gösterir. Bölgede doğunun ve Uygur Lehçesi'nin izlerine
rastlanır. Özellikle de kırsal bölgelerde ve yaşlı kesimde Gaziantep ağız
özelliğini görmek mümkündür. Bazı örnekler:
Helbet (elbet), amarat ( hamarat), cenderme (Jandarma), galın (kalın),
gırtasiye (kırtasiye), güçcük (küçük), eğsik (eksik), göv (gök), döven
(dükkan), baalım (bakalım), yosa (yoksa), nezzet (lezzet), cannı (canlı),
ossun (olsun), buuda (buğday), bakca (bahçe), yoharı (yukarı), gözel (güzel),
böön (bugün) gibi.
Gaziantep ağız özelliği bu söylenişiyle Anadolu Türkçesi'nin söyleniş
özelliğini taşımaktadır. Bölge ağız farklılığına örnek birkaç cümle:
Beyle beyle vahıt geçmiş. (Böyle böyle vakit
geçmiş)
Herif şaşmış, noldu avrat demiş. (Adam
şaşırmış ne oldu hanım demiş.)
*****
Ömer Asım Aksoy'un
"Gaziantep" isimli eserinden alınmıştır.
-Be,tanıyamadım
kele Hadduç Bacı,nerden geliysin?(A,Tanıyamadım ayol Hadduç Bacı
Nereden geliyorsun?)
-Heç,acı şeyle
bi soluk Faddum gilden hasde bellemeden geliym.(Hiç azıcık bir parça
Fattumgilden hasta yoklamadan geliyorum.)
Sinemacının
Halka hitabı :
(Sinemasında evvelce
yangın çıkmış olan bir sinemacı,başka bir gün,yine yangın çıkıyor sanarak
korkup kaçışan ve bu sırada camları kıran halka sesleniyor)
"Bire
yorum,dayım dayım yangın m'olur? Bir
alov
gördönüz kimi hemen gaçmıya
kahıysez.
Acık Beklen balım. Gırmızı lombey orıya goyan niye gomuş? O yanda nal gaçarsız.Hemin
siz gaçmey
de bilmeysiz. Biri öteni
yitiy.öte
de öteni yitiy.Taaların
cemleri gırfıcerf
oldu.Her dafada bi etek
bellur parası
veriyk. Angeslek mi yapıysız yorum? Bi şey yok dedikce
ambelbeter
gaçıysez.Halbundahı gırmızı lamba yandı naal gapının yanındahılar usulladak
kapıları açmalı.Urgundahı çıkmadan arhadahı kimsey yitmemeli.Sıraynan dofdof
çıkmalı."
(A
birader,her zaman yangın mı olur? Bir alev gördüğünüz gibi hemen kaçmaya
kalkıyorsunuz.Azıcık bekleyin bakalım.Kırmızı lambayı oraya koyan niye koymuş?
O yandığı vakit kaçarsınız.Hem paşam siz kaçmayı da bilmiyorsunuz.Biri ötekini
itiyor.Öteki de ötekini itiyor.Pencerenin camları hurdahaş oldu. Her defada
bir etek cam parası veriyoruz.Kasten mi yapıyorsunuz? Bir şey yok dedikçe daha
beter kaçıyorsunuz.Halbuki kırmızı lamba yandığı vakit kapının yanındakiler
yacaşca kapıları açmalı,önündeki çıkmadan arkadaki kimseyi itmemeli.Sıra ile
bölük bölük çıkmalı. )
GAZİANTEP
AĞZI ÖRNEKLER
|
|
ANTEPLİ SEVERSE ..... GİBİ
SEVER
Yüreemde Sen,elimde ganne içiym
içiym olmey
Hayalin gözümün öönden getmey Bi tüllü
"Ah...!
Hattuç Ah...!" deyim eşşek gibi seviym
Sumsuk vuriym döşümün tahtasına
Çook soruym Ben bea
Ben ne bok yedimde saa yahamı Gaptırdım
Ammiyn Uşakları Gayrı heç çekilmey zatı,
Hatırlameynmi Bilmeym...
Bi
lan iki çif hanek edek dedik
Süllümü Damızıın süyüne dayadımda
Arişten sıyyıp hayatınıza indimdi
Makinaların altında kalasın eymi...
Nerde gördüz?
Meersem sizin uşaklar beni takip ediyleermiş
İki hanek edemeden
Beni ele aldılar,börgüme börgüme
Sumsuknan nasıda vurdular la
Gavur öldürüyeler sahım
Hele o güçcük Gardaşın yok mu
Ganne gırıynan seertmezmi yürem azıma geldiydi
Danesi gün,gene sıvıştım sizin delize
Tagaya baktım,gene göremedim sufatını
Eve geldikten kelli düşünüym düşünüym olmey.
Hayalimden bile çıkmeyn
Sabah gene geliym deyim gorkuym Aam
Gözümün gurdunu ayırdılar Bi kele
Bi
lan görüm deym süyükten çömeliym
Zibil atmaya gelir olur ki deym
Gardaşlarınnan barabar geliyn
Bedenize Fransız topu deye
Yidikmi Lan Bacınızı Ne varda ardı sıra Geliysez?
Sen hiç Gafaa takma hattuç
Öküz kimin seviym...
Gardaşların bokumu yesin.
Sen beni sevdikten kelli Tama Fakirde olsam
Tama Masimde olsam .......................
Genede sana varırım HATTUÇ.
|
NİNNİLER
Ninni deyip belediğim,
Al dolağı doladığım,
bir mevladan dilediğim,
Dilek kuşum sana ninni.
Dağlar dağlara kaynaşır,
Dağlarda ceylan oynaşır.
Eller güler de söyleşir,
Ben ağlarım, uyu ninni.
|
Ninni desem berem berem,
Dert yürekte derem derem,
Ninni deyü kime derim,
Ninni kuzum sana ninni.
Gül açılır bahar gelir,
Dilsiz kuşlar dil öğrenir.
Anasız kuzu nasıl eğlenir,
Ninni kuzum sana ninni.
|
|
Hu diyelim hu,
Şeytanın yüzüne tu,
Eski hamamın tası
yok,
Peştamalın ortası
yok,
Bu yalanın ötesi
yok...
Ebem bana iki koz,
Biri ala biri boz,
Bindim bozun üstüne,
Gittim Halep yoluna,
Halep yolu bin
pazar,
İçinde maymun gezer.
Maymun beni
korkuttu,
Sağ kulağımı
sarkıttı.
Halbur dedi,Hulbur
dedi,
Şunu burdan,Kaldır
dedi.
Hak hak taşı,
Altın bilezik taşı,
Senin baban yüzbaşı,
Benim babam binbaşı.
Birem birem- İken
iken,
Kamış boylu, Kara
diken,
Evvel altı-Elma
yedi.
Sere sekiz-Dere
dokuz.
|
|
|
(Ömer
Asım Aksoy'un kitabından) |
|
HELE ELİİ DOĞRULT...
Gaziantep'in Karşıyaka Semtinde bulunan Hanifi Koç'a ait
kahvede bir gün semtinünlüleri Koca Muhittin ile Ördek Mamet'in (Mehmet) oturup
iskambil oynadıkları sırada
içeriye kendisine sakat süsü veren bir dilenci girip Ördek Mamet'in tepesine
dikilmiş ve başlamış ağlanmaya;
- "Allah rızası için şu sakat kulunuzun bir duasını alın abiler, bir sadaka
verin" diyerek dilenmeye çalışıyormuş.
Ördek Mamet bir an kafasını kaldırıp dilenciye seslenmiş:
- "Hele elii doğrult, elii doğrultta vereyim" demiş.
Ördek Mamet'in para vereceğini uman ve sakatlık numarası yaptığını unutan
dilenci saf saf elini doğrultmazmı, işte o an numara yaptığı ortaya çıkan
dilenciyi Ördek Mamet kendi deyimiyle "İT ÖTENE KADAR" dövmüş.
DELİ GÜLLÜ
Deli Güllü(Hatice Güllü) Gaziantep'in ünlü
baklavacısı Halit Güllüoğlu'nun kızkardeşi olup, kendisi uzun yılar Gaziantep
Ticaret Lisesinde İngilizce öğretmenliği yapmış birisidir. Kimseden çekinmeyen,
bildiğini en açık bir şekilde ifade eden, yardımsever ve öğrencileri için hiçbir
şeyi yapktan geri kalmayan ve bu sebeple Vali dahil olmak üzere herkesin saygı
duyduğu, kendisi öğrencilerini çok sevmesine rağmen öğrencilerin sertliğinden
dolayı çekindiği birisidir. Hatice Hocamızın bir başka özelliği ise makamı,
mevkii ne olursa olsun, hatta eski bir öğrencisi bakan dahi olsa eğer o kişiyi
seviyorsa o öğrencisine "Eşşek" diye hitap eder.
Bir gün derste kendisinin çok sevdiği Arkadaşım şu sıralar Ziylan Holding Genel
Müdürü olan Fikret Şerafettinoğlu'na derste "Eşşek" diye hitap etmişti. Bu
sözlere alışkın olmayan, utangaç ve utandığı zaman kıp kırmızı kızaran bu
arkadaşımız kızarmış bir halde Hocamıza;
- " Hocam ne olur, bana eşşek demeyin" dedi.
Hocamız ise ona;
- "Siz şu eşşeğin yediği naneye bakın, siz şu eşeğin yediği naneye bakın, ulan
ben sadece sevdiklerime eşşek derim, sevmediklerime demem" demiş ve sınıfı
gülmekten kırıp geçirmişti. Kendisine sonsuz saygılar.
|
- Ye köteği, ver ceremeyi ben arkanda duruyom,
- Et diye kaptım balcan börkü çıktı,
- Ne yer ne yedirir, tükürür murdar eder,
- Avrat malı kapı mandalı,
- Yola çıkan yol alır, erken evlenen döl alır,
- Bıyığın uzunsa borazan çal,
- İt iti yemiş kuyruğuna gelince bizim it demiş,
- Kudurasında etine düşesin,
- Kırkından sonra azana defar olmaz,
- Gönül istemedik aş, ya karın ağrıtır ya baş,
- Bitli baklanın kör alıcısı olur,
- Ata dost gibi bakıp, düşman gibi binmeli,
- Toprak diye avuçladığın altın olsun,
- Yurdun yuvan dağılsın,
- Oğlan olsun, deli olsun, ekmek olsun, kuru olsun,
- Paranın gittiğine bakma, işinin bittiğine bak,
- Parası olanın, balı Bağdat'tan gelir,
- Sen ağa, ben ağa, bu ineği kim sağa,
- Babanın sinine nur yağa,
- Allah sana dünyada tad aldırmaya,
- Canından, ciğerinden bulasın,
OLUR AAM
Kalabalık bir ortamda bir kişi
Antepli'nin birine şöyle demiş:
- "Beş dakika içindeki konuşman sırasında "Aam" deme sana apartman dairesi
vereyim" demiş.
Antepli hemen hazır cevap;
- "Olur aam vallahi demem" demiş.
CULHA
Büyük bir devlet yetkilisinin biri Gaziantep'i
ziyaret ediyormuş. Elbisesi pamuk kalıntıları ile dolu bir adamı görünce sormuş;
- Adın ne senin?
- Culha Mehmet..
- Ne iş yaparsı?
- İkisini birden söyledik yaa..
Demiş. |
  |
 |
|

Anasayfa |
|